Düşünmek
Ekim 31, 2008
Çok uzun zaman oldu düşünmediğim şeyleri düşünmeye çalışalı. Tamam kafa karıştırıcı bir cümle biliyorum. Fakat bazen manyaklığım tutuyor ve ulan hiç düşünmediğin neler var diyorum. Alıyorum elime kağıdı kalemi. Kategorilerimi yazıyorum. Arkadaşlar, Aile Dostları, Akrabalar, Eski Sevgililer, Borçlar, Alacaklar, Ödemeler, Alınacaklar, İstenilecekler, Yapılacaklar şeklinde kategorizasyonumu oturtuyorum.
Ardından herbirinin altındaki boşluğa aklıma gelen herşeyi yazıyorum. Arkadaşlara, manchez, marinoz, isabella ile başlıyorum hep. Aile Dostlarına; lucas, sucre ile, akrabalara, amca hala dayı, eski sevgililer boş (düşünmüyorum pek
), borçlar kredi borcu, alacaklar 17500 dolar direkt, ödemeler boş, alınacaklar abbate takım, nike airjordan3, porche ayakkabı, bulaşık makinası, istenilecekler boş, yapılacaklar ipodu takıp oradan oraya gezip fotoğraf çekmek.
Bu şekilde oluşturdum son listemi. Baktım boş boş. Hemen aile dostlarını arkadaşları akrabaları ödemeleri yapılacakları alacakları borçları listeden çıkarttım.
Farkettimki aslında benim düşünmek için çabaladığım hiç bir kimse veya hiç birşey aslında benim düşünmeye çabaladığımız onda biri kadar bile beni düşünmüyordu.
Listemden sadece yapacaklarımı ve borçlarımı ciddiye almaya karar verdim. Sanırım mantıklı bi hareket oldu.
Nerdesin…
Ekim 28, 2008
Çok zaman geçti biliyorum. Çok aramak istedim. Ellerim hep gitti. Hep geri döndü. Direktsiyonumu hep çalıştığın yere dopru kırdım. Hep önünden bakmadan geri döndüm. Mektup yazayım dedim. Yazdım yazdım yırttım. Fotoğraflarına bakayım dedim. Yüzlercesini önüme yığdım gözlerim sulandı kaldırdım. Cesaret ettim telefon açtım. İki numaranıda iptal ettirmişsin..
Çalıştığın yere geldim şube değiştirmişsin. Geldim uzaktan baktım. Yanında O vardı. Bozmak istemedim. Evime döndüm.
Fotoğraflarını yığdım önüme ağlamak pahasına. Bana aldığın ceketide giydim üstüme. Sonra o kaybettiğin yüzük vardı ya ya hatırlasana Çanakkale gezisinde kaybetmiştin. Onuda taktım parmağıma. Ağlaya ağlaya fotoğraflara baktım.
Çok canım yandı. Fotoğrafların hepsini banyoya atıp yaktım. Yüzüğüde sakladım kuyu köşelere. Ceketide giymemek için poşetleyip kilere attım. Seni hatırlatacak herşeyi bırakmaya o anda karar verdim.
Herşeyi bıraktım, senden kalan herşeyi kaldırdım veya attım. Beraber aldığımız eşyaları bile kullanmamak için kaldırdım bazılarınıda attım.
Çok canım yandığı için seni unutmak uğruna 1-2 kişiyle beraber oldum.3 hafta 1 ay sürdüler. Olmadı. Onlara bakarken gözlerim seni aradı hep. Arabamın yan koltuğu hep senindi. Kim oturursa otursun hem seni istedim.
Arabamı sattım. O bile seni hatırlatıyordu. Yalıya inmeyi bıraktım. Senle hiç gitmediğimiz yerlere gitmeye başladım.
Msn adresimi değiştirdim. ORtak arkadaşlarımız bile konuşmamak için arkadaşlarımdan vazgeçtim.
Tam rahat ediyordum. Internette eski portfolyo sayfalarımdan birinde sana yaptığım fotoğrafları buldum. Ağladım..
Şifremi bulamadım. Silemedim onları. Hala duruyorlar orada.
Kokun tüm şehri sarmış. Her nereye gitsem gözlerim hep seni aradı. Kulaklarım hep bizim şarkımızı duydu.[yazının sonunda]
Şehirden vazgeçtim! Komple terkettim Başka şehire yerleştim. Aklımın ucundan geçmiyordun. Meğersem kalbim vazgeçmemiş senden.
Tam seni unuttum derken tekrardan internette hiç senle ilgili sonuç çıkmıyorken seni buldum. Hemde altında ayrılmama sebep olan O herifin yorumunu gördüm. Ben yoktum. Ama o vardı..
Aklım seni unutmuş olsada, kalbim vazgeçemiyor Bengü… İnan. Hala vazgeçemiyor.
(Bu yazıyı asla okumayacağını, denk gelmeyeceğini ve bu kişinin sen olduğunu anlamayacağını çok iyi biliyorum. Ama bulsanda inansanda evet bu benim desende bana nasıl ulaşacağını bilmediğini biliyorum. Sonsuz tek taraflıyım artık. Geçen onca yılımızın ardından ben seni düşleyerek, özleyerek yanlızım. Hiç bir şey asla eskibi gibi olmayacak biliyorum. Keşke..)
Hızlı olmak zorundayım…
Ekim 23, 2008
Yeni hayatıma merhaba dediğim şehirde hızlı olmak zorundayım. İnsanlar durmuyor hiç. Herkes hareketli. Trafik hareketli. Kim kime dumduma bir mod ar. Bugün ofisten çıkarken farkettim. Otobüsüme daha 15 dakika olduğunu bilmeme rağmen koşarak köprüyü geçtim. Sonra farkettim koşar adımlar attığımı. Bi durdum baktım. Aslında ben yavaş bile geçmişim köprüyü. Kimse yerinde durmuyor. Herkes deli gibi hareketli. Yerinde duran insanlarda ya otobüs bekliyor ya sigaralarını yakıyorlar. Başka bir durma amacında insan tipi daha göremedim burada.
İnsanlar inanılmaz derecede soğuk karakterliler. Herkes götünden uyuz modda. Her an biri kendini gasp edileckemiş gibi hissediyor. Şahsen ben öyle hissediyorum. Mümkün olduğunca kuytudan köşeden geçmiyorum. Herkes psikopat görünmeye çalışıyor ki millet ondan korksunda sarmasın diye.
İnanılmaz olan şey ise hiç bir şey yapmadan zehirleniyor ve yoruluyorsunuz. Bugün dinlenmek için 10 dakika pencereyi açtım. Koşuşturan hızla giden arabaları insanları gördükçe yoruldum. Egzoz dumanını içime çektikçe zehirlendim. Kahretsin. Ama artık buradayım. Ve buraya alışmak buradakiler gibi olmak zorundayım.
Değişiklik…
Ekim 23, 2008
Temelli şehir değiştirmek gibi gözümü karartaraktan bir harekette bulundum. Toplam 9 saat içerisinde metresini bilmediğim bir şehirde ve milyonlarca tanımadığım insanın arasında kaldım. Tipler farklı, huylar farklı, tarzlar farklı. Kürdü, çerkezi, yiğidosu, konyalısı, izmirlisi, ankaralısı, mardinlisi, amerikalısı, siyahisi, beyazı, kızıl saçlısı, zengini, fakiri, hırsızı, gaspçısı. Her noktadan insanın arasında kaldım. Ve hiç brinin suratını daha önce hayatımda saliselik bile olsa görmemiştim.
Gözünü bir kere karatınca insan hiç bir şeyi görmüyormuş gerçektende. Ne arkamda bıraktıklarım. Ne arkadaşlarım. Ne de başka şeyler. Tüm herkesle bir anda irtibatımı koparttım. Yeni yaşantımda bana engel olabilecek veya en gel teşkil etmeye yönelecek yorumları tamami ile engellemek amacıyla herşeyi bir kalemde sildim.
Sigara kullanıyorum. Daha öncedende kullanıyordum. Ama günde bir paket içerken artık 2 paketi bulmaya bazı günlerde geçmeye başladı.
Eski şehrimde otobüse bindiğimde yer verirdim benden büyükler otursun diye. Veya bayanları rahatsız etmesinler diye. Benim eski şehrimde yayaya mutlaka yol verirlerdi. Burda öyle değilmiş. Bende değiştim. Otobüste yer vermiyorum. Buranın insanı gibi kendimi yola atmaya başladım. Kural yok. Sınır yok. Özgürlük burda buna deniyor. Herkes kafasına göre. Yanındakini düşünen yok. Yolda yürürken ölsen. Meraktan bakar gider burdakiler. Bende öyle oluyorum sanırım. Çünkü herkesin korkusu huzursuzluğu benide sarmaya başladı.
Keşke benim kendimi yönetecek tasarlayacak bir Photshop’ım olsaydı. Kendi hayatımı farklı kaydedip şu anki hayatımla dilediğim gibi oynayabilirdim. Benim farklı kaydet seçeneğim olmadı. Yapacağım hatarlı ctrl+z ile geri alma şansımda bulunmuyor.
Kimse inanmıyordu birgün ortalardan kaybolacağıma. Msn adresimi değiştireceğime, telefonlarımı değiştireceğimi, facebook hesabımı kapatacağıma. Hepsini bir günde yaptım. Eskiye dair birşeyler ilerde karşıma çıkmasın diye.
Çok iyi dost bildiklerim. Yıllardır yüzyüze baktığım kişiler hep çıkarları için aramışlar bunca zamandır. İnsanın gözünü yaşartan olay ise yıllardır tanıdıgı ama yüzünü görmediği insanların çok daha yakın olmaları. 6-7 tane arkadaşım var burda. Yüzlerini hiç görmemiştim. ama benim işim düştüğümde hep yanımda oldular. Bu yüzden kaybolurken haber vermedim.
Birini çok sevmiştim. 4 yılımızı birbirimize vermiştik. Ayrıldık. Herkes şok oldu. Bende şok oldum. O şoku üstümden daha yeni atabiliyorum. Aslında sevgim aşkım v.s m kalmadı.(sanırım yalan gibi duruyor. Valla kalmadı). Ama hala aklıma o güzel günler geliyor. Onlar yürüdüğüm. Açlığı paylaştığım. Otobüs paramız yokken kilometrelerce yağmurda yürüdüğüm zamanlar geliyor.Huzur buluyorum. Her gece keşke yanımda olsada yüzümü güldürse diye yatıyorum. Gözümü açtığımda ise boş duvarlarla başbaşa olduğumu görüp huzursuz mutsuz yola çıkıyorum. 1 yıldır hiç haber almadım ondan. O’da benden almamıştır. Artık beni öldü bilmesiyle hiç bir fark kalmadı. Çünkü artık kimse benden haber alamıyor…
Şu anda başka birine ilgi duyuyorum. Fotoğraflarından kamerasından tanıyorum. Huyunu suyunu az biraz biliyorum ama onunla konuşmak da beni çok mutlu ediyor. Artık günlerim keşke onla konussam keşke onu görem diye beklemekle geçiyor.
Fotoğraf çektim, video çektim. Kime ne güzlelik yaptıysam nolur nolmaz diye herşeyi tekrar DVD ye yazıp herkese yollayacağım. Kimsenin bende birşeyi kalmasın istiyorum. Zor olacak ama yapacağım.
Yeni şehir de 12 gün doldu. Bende doldum…